(adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({ google_ad_client: "ca-pub-2999337575272167", enable_page_level_ads: true });
Bugun...
Bizi izleyin:


NİZAMETTİN SARIBAŞ


Facebookta Paylaş









19 MAYIS VE ATATÜRK SEVGİSİ
Tarih: 19-05-2017 11:04:00 Güncelleme: 19-05-2017 11:04:00


Birinci Dünya Savaşı’nın patlak vermesinin ardından 2 Ağustos 1914’te yapılan gizli bir antlaşma ile Osmanlı ve Alman ittifakı gerçekleşti. 
Bu gizli antlaşmanın arkasından yaşanan olaylar sonunda, Osmanlı Devleti de sıcak savaşın içine çekilmiş oldu. 
Savaşın ardından İtilaf Devletleri Çanakkale Boğazı’nı geçerek, İstanbul’u işgal etmek istemişler, bu yüzden Çanakkale deniz ve kara savaşlarını çıkarmışlardır. 
Bu savaşın son aşamalarında üstlendiği görevler ile bu görevlerde gösterdiği başarılar, Mustafa Kemal’in askeri yeteneklerini ortaya çıkarmış; Çanakkale’yi geçilmez yapan deniz ve kara savaşlarında “Anafartalar Kahramanı” olarak tanınmasını sağlamış; Mustafa Kemal’in milli liderliğini ortaya çıkarmıştır. 
1914′de başlayan Birinci Dünya Savaşı dört yıl sürmüştür. Osmanlı Devleti’nin birlikte savaşa girdiği devletler yenilmişlerdir. Savaş kurallarına göre Osmanlı Devleti de yenik sayılmıştır. Savaş sonunda Mondros Mütarekesi imzalandı. Söz konusu mütareke şartlarına uygun olarak, sudan bahaneler ile İtilaf Devletleri ülkemizi işgal ederek paylaşmıştır. 15 Mayıs 1919 günü ise Yunanlılar İzmir’e çıkartma yaparak işgal etmişlerdir. Böylece ordularımız dağıtılmış, İstanbul Boğazı düşman gemileri ile doldurulmuştur. Yani ülke bil-fiil işgal edilmiştir. 
Mondros Mütarekesi'nin imzalanmasından sonra Mustafa Kemal Paşa, 13 Kasım 1918'de İstanbul'a geldi. İstanbul'da yaklaşık altı ay kaldı. Bu süre içerisinde vatanın kurtuluşu için çeşitli girişimlerde bulundu. Padişahla birkaç kez görüştü. O’na bu konudaki düşüncelerini aktardı. Harbiye Nazırı olma arzusunu belirterek, güçlü bir hükümetin kurulması için çaba gösterdi. Basın yoluyla geniş kitleleri bilgilendirmeye, halkı aydınlatmaya çalıştı. Kurtuluşa giden yolun temel ilkelerini yine bu dönemde ortaya koydu. Bunları çok yakın arkadaşlarına anlattı. Millî Mücadele Anadolu'dan başlatılacaktı. Bunun için öncelikle birer görevle Anadolu'ya geçilecek, mecbur kalınmadıkça görev terk edilmeyecek, görevi bırakmak gerektiğinde asla İstanbul'a dönülmeyecek, çalışmalar gayri resmî bir tarzda sürdürülecekti. 
Samsun, işgal kuvvetleri için önemli noktalardan biriydi. Stratejik bakımdan büyük öneme sahipti ve Karadeniz’den Orta Anadolu’ya açılan en rahat ve güvenilir bir kapıydı. İngilizler 9 Mart 1919 tarihinde Samsun’a askerî birlik çıkarmışlardı. Buna tepki olarak Türk Makineli Tüfek Birliğinden Hamdi adındaki bir teğmenin askerlerini alarak dağa çıkması dikkatleri bu bölgeye çekti. 
İstanbul Hükümetince; İngiliz Yüksek Komiserliği’nin Türk halkının silâhlandığı konusundaki şikâyetleri üzerine bu bölgeye güvenilir bir kumandanın olağanüstü yetkilerle gönderilmesi kararı verildi. Bu kumandan Mustafa Kemal Paşa idi. Mustafa Kemal uzun zamandan beri ülkenin içinde bulunduğu bu umutsuz duruma üzülüyor ve bir şeyler yapmak için Anadolu’ya geçmek istiyordu. Bu O’nun için bulunmaz fırsattı.

Bu göreve atanmasının öncesinde Mustafa Kemal Paşa, Padişah Vahdettin ile aralarında geçen konuşmayı hatıratında şöyle anlatır: 
“-Paşa, Paşa! Şimdiye kadar devlete çok hizmet ettin! Bunların hepsi artık bu tarih kitabına girmiştir. Bunları geçelim. Asıl şimdi yapacağın hizmet hepsinden daha önemli olabilir! Paşa, Paşa! Devletimizi kurtarabilirsin! Diyen Vahdettin’in bu sözlerinden hayrete düştüm. Acaba Padişah Vahdettin benimle içtenlikle mi konuşuyor? O Vahdettin ki, bütün yaptıklarından pişman mı olmuştur? Aldatıldığını mı anlamıştır? Fakat böyle bir yorum ile başka konulara girişmeyi ürkütücü saydım, kendine karşılık verdim:
—Kişiliğime güveninize ve bana bunca yüz verişinize teşekkür ederim. Elimden gelen hizmeti esirgemeyeceğimden lütfen emin olunuz.” 
Mustafa Kemal bu konuşmada plânlarının sezilmiş olabileceği duygusuna kapılmıştı. Ancak O’nu bekleyen ve O’na güvenen bir “Türk Milleti”nin olduğuna yürekten inanıyordu. 
Padişah Vahdettin; Tuğgeneral Mustafa Kemal’i Mondros Mütarekesi şartlarını uygulamak, görev bölgesindeki orduları terhis etmek, asayiş ve güvenliği sağlamak, halkın elindeki silah ve mühimmatı toplamak, Doğu Karadeniz Bölgesinde Pontus Rum çeteleriyle Türkler arasındaki çatışmaları durdurmak, Samsun ve çevresinin güvenliğini sağlamak için görevlendirmiştir. 9. Ordu Müfettişliği unvanı ve Padişah vekilliği yetkileriyle(Ordu Komutanlarına, Valilere ve Kaymakamlara emir verme yetkisi) Bandırma vapuruyla Samsun’a göndermiştir. 
Atatürk beraberindeki heyete dâhil kişilerle birlikte, 16 Mayıs 1919 Cuma günü öğleden sonra “Bandırma” adındaki eski bir vapurla Galata rıhtımından ayrılmıştır. 17 Mayıs 1919 Cumartesi günü Bandırma Vapuru saat 21.40 sıralarında İnebolu’ya varmıştır. 18 Mayıs 1919 Pazartesi günü beklenen yolculuğun sonuna gelinmiş, yolcular Kalyon Burnu denilen yerden sandallarla Merkez iskelesine çıkarılmışlardır.
Atatürk’ün Samsun’a çıkışında gördüğü manzara pek parlak değildi. Şehirde İngiliz işgal kuvvetleri vardı. Pontus’çular sokaklarda kol geziyordu. Halk kendisini koruyamayacak durumdaydı. Atatürk, bugün müze haline getirilen Mıntıka Otelinde kaldığı süre içinde hep bu sorunları düşündü. 
Yolculukta geçirdiği uykusuz geceler sona ermemişti. Şimdi de burada uykusuz geceler geçiriyordu. Ancak O’nda ve O’nun gibi düşünenlerde bu azim oldukça, hiçbir engel aşılmaz değildi. Kısaca bu azim ve inancın verdiği cesaret, Türk Milleti için bir kurtuluşun başlangıcını oluşturdu. Bu nedenle 19 Mayıs 1919 tarihi, Samsun'dan Cumhuriyete uzanan yolculuğun başlangıç günü olmuştur. 
Atatürk’ün milli birlik ve dayanışmayı gerçekleştirmek için çıktığı yolculuk, küllenen umutları canlandırmış, Anadolu insanın tek yumruk olmasını sağlamıştır. 
Atatürk, Türk Milletinin haysiyetli ve şerefli bir millet olarak yaşaması için giriştiği bu mücadelede, tüm gücünü, millete olan inancından ve güveninden almıştır. 
Atatürk bir konuşmasında “Ben 19 Mayıs’ta doğdum” demiştir. Ulu önder Atatürk’ün bağımsızlık ışığını yaktığı 19 Mayıs’ı doğum günü olarak kabul etmesi, 19 Mayıs’ın tarihimizdeki yerini ve önemini en iyi biçimde yansıtmaktadır. Çünkü 19 Mayıs ülkenin mutlu geleceği için atılan ilk adım olmuştur. 
Mustafa Kemal Paşa, önce Havza’da sonra da, 19 Haziran 1919’da Amasya Toplantısı’nı düzenlemiştir. Bu toplantıya, Ali Fuat Cebesoy, Refet Bele, Rauf Orbay, 15.Kolordu Kumandanı Kazım Karabekir, 2.Ordu Müfettişi Mersinli Cemal Paşa katılmıştır. 21 Haziran’da Amasya Kararları oluşturulmuştur. Kararda özetle şu önemli husus dile getiriliyordu:
“Vatanın bütünlüğü ve ulusun bağımsızlığı tehlikededir. Fakat Hükümet sorumluluğunu yerine getirmemektedir. Ulusun bağımsızlığını, yine ulusun azim ve kararı kurtaracaktır.” 
Bu karar, Erzurum ve Sivas Kongreleri ile Kurtuluş Savaşı’nın temelini oluşturur. Bu temel düşmana başkaldırış; bağımsızlık, özgürlük için yılmadan savaşmayı göze alıştır. Daha sonra düzenlenen Sivas ve Erzurum Kongreleri’nin amacı, bağımsızlığı, özgürlük düşüncesini ulusa aşılamak; kurtuluşun yolunu çizmek olmuştur. Mustafa Kemal, tutsaklığın Türk ulusunun yapısına aykırı olduğunun bilincindedir. Anadolu insanına ulus olma bilincini aşılamaya çalışmıştır. 
Mustafa Kemal Paşa, 23 Nisan 1920 tarihinde vatanımızı işgalden kurtarmak için icra edilecek Kurtuluş Savaşı’nı yönetmek, yeni Türk Devletinin temellerini atmak üzere TBMM’ni toplamıştır. 
Kurtuluş Savaşı, hazırlık çalışmalarından büyük zafer’e kadar, her yönü ile çok iyi tasarlanmış, umutların ve özlemlerin çığ gibi büyüyerek coşkuya ve hürriyet sevincine dönüştüğü kahramanlık destanımızdır. 
Yüce Atatürk’ün büyük dehası ve silah arkadaşlarıyla birlikte gösterdiği dünyada eşi görülmemiş ölçülerdeki kahramanlıkları ve ulusumuzun büyük fedakârlıkları ile kazanılan ulusal Kurtuluş Savaşımız sonunda Anadolu, 30 Ağustos 1922’de düşmana mezar olmuştur. Sevr Antlaşması ve Mondros Mütarekesi koşulları, Lozan Antlaşmasıyla tarih sayfalarına gömülmüş, nihayetinde ülkemiz insanları modern yönetim biçimi olan Cumhuriyete (yani halk idaresine) kavuşmuştur. 
Mustafa Kemal’in önderliğinde, 29 Ekim 1923’de Cumhuriyet’in bağımsızlık bayrağı gökyüzünde dalgalanmaya başlamıştır. Böylece Ulusal Kurtuluş Savaşımız sonunda, emperyalizmin kıskacından kurtulmuş olarak, tam bağımsız Türkiye Cumhuriyeti Devleti kurulmuştur. 
Ulusal Kurtuluş Savaşımızın nasıl ve hangi şartlarda kazanıldığı, Cumhuriyetimizin ne zorluklar içinde kurulduğu ve hangi olumsuz şartlarda bile korunması gerektiği hususu yüce önder Atatürk tarafından Onuncu Yıl Nutkunda ve Türk Gençliği’ne hitabesinde çok açık şekilde belirtilmiştir. 
Ayrıca Yüce Kurucumuz Atatürk, başka bir söylevinde: ”Gençler! Benim gelecekteki emellerimi gerçekleştirmeyi üstlenen gençler! Bir gün bu memleketi sizin gibi beni anlamış bir gençliğe bırakacağımdan dolayı çok memnun ve mesudum” derken Türk gençliğine olan güvenini de anlatmıştır. Atatürk’ün şu sözleri hepimiz için bir rehber olmalıdır: “Beni görmek demek, mutlaka yüzümü görmek değildir. Benim fikirlerimi benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız, bu kâfidir” demiştir. 
Atatürk, “Ey yükselen yeni nesil! Gelecek sizsiniz. Cumhuriyeti biz kurduk, onu yükseltecek ve yaşatacak sizlersiniz” diyerek milletimize ve gençlerimize çok önemli görev tevdi etmiştir. Atatürk, ülkesi ve milleti için yapmış olduğu büyük fedakârlıkların yanında, yaşama geçirdiği büyük değişim hareketleriyle, Dünya’yı derinden etkilemiş, milletimize olduğu kadar insanlığa da örnek olmuştur. 
O, kafasında ve gönlünde yer etmiş olan vatan ve millet sevgisinin etkisiyle, yaşamı boyunca hep geleceği düşünmüş, ileriye bakmıştır. İslam ahlakı ile çağdaşlık arasında denge kurmaya çalışmıştır. Geçmişe takılıp kalmanın geleceği kurtarmayacağını düşünerek, gelecekle ilgili plânlar yapmak suretiyle, kararlar almıştır. Bu ilkelerini Türk Gençliğine hitabesinde ve Nutuk adlı büyük eserinde açıkça ifade etmiştir. 
Atatürk'ün “En büyük eserim” dediği “Türkiye Cumhuriyeti”nin, milletimizce her şart altında sonsuza dek korunması zorunluluğunu öngören vasiyetinin, büyük önemine binaen Türkiye'mizi vatan sayan herkes tarafından sarsılmaz bir inançla sahiplenilmesinin gerek olduğunu yürekten ifade ediyorum.
Her yılın 19 Mayıs'ı bütün Türk Ulusu'nun, özellikle Türk Gençliğinin bayramıdır. Bu büyük günün Türk Gençliği'ne armağan edilmesi yakın tarihimizin önemli olaylarıyla sıkı sıkıya ilgilidir. Bunun için 19 Mayıs'ın anlamını Türk Gençliği'nin çok iyi kavraması gerekir.
Günümüz şartlarında Ülkemiz, İstiklal Savaş'ımızdan sonraki en büyük mücadelesini veriyor. Mücadele edilen terör örgütleri, bu savaşın sadece piyonlarıdır. Bizim asıl mücadelemiz Dünya’yı yöneten egemen güçlerledir. Büyüklerimiz “Doğru hedefe yanlış yoldan gidilmez.” demişlerdir. 
Bu yüzden Batı’ya karşı sert ve radikal adımlar atmalıyız. Avrupa, ABD ve Dünya’yı yöneten Egemen güçler bizim en azılı, en alçak düşmanlarımız haline gelmişlerdir. Onlardan “DOST” ve “MÜTTEFİK” olarak bahsedemeyiz. Bize karşı yapılan tüm darbelerin arkasında onlar vardır. Ama sabırlı ve akıllı mücadele ile yılmadan, bıkmadan bu savaşı mutlaka kazanmak zorundayız.

Son günlerde her ne kadar Atatürk’ün şahsına ve hatırasına dil uzatan kendini bilmez kişiler çıksa bile, bu cılız sesler Türk Milletinin Atatürk sevgisiyle doldurduğu denizlerde boğulup, yok olacaktır. Türk Adalet Sistemi, Atatürk’ü koruma kanunu gereği olarak bu akıl noksanlarını yargılayıp cezalandıracaktır. Hiç şüphe etmiyorum.
Türk toplumunun Cumhuriyet’e giden ve tam bağımsızlığın önünü açan yolun başlangıcı sayılabilecek bugünkü bayramı coşku ile kutlaması ülkenin geleceği açısından da çok önemlidir. 
Atatürk milletimizin ortak değeridir. Atatürkçülük hiç kimse ve kuruluşun tekelinde değildir. O’nun aziz hatırasını ve mirasını kimse kendi çıkarı için istismar edemez. O, Yüce Allah’ın aziz milletimize bahşettiği bir lütuftur. 
Atatürk sevgisi hiçbir zaman bu milletin kafasından ve gönlünden sökülüp atılamayacak, Cumhuriyetin kazanımlarını hiçbir güç yok edemeyecektir. 
20 Haziran 1938 tarihli kanun gereği “Gençlik ve Spor Bayramı” olarak kutlanan bu ulusal bayramın adı, 12 Eylül Darbesinden sonra “Atatürk’ü Anma ve Gençlik ve Spor Bayramı” adını almış, 1995 yılında çıkarılan kararname ile birinci “ve” bağlacı kaldırılarak , “Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı” olarak değiştirilmiştir. 
Gün birlik günüdür. Bunun için başta İktidar ve Muhalefet partileri olmak üzere tüm Siyasilerimizin, Yazılı ve Görsel Basın Kuruluşlarımızın, İş Dünyamızın, İdari, Askeri, Adli, Akademik Kadrolarımızın, velhasıl Herkesin her türlü siyasi görüş ve farklılıklarını bir tarafa bırakarak ortak akıl şartlarında birleşmesi gerekmektedir.
İşte bu gerçeklerin ışığında Ülke ve Dünya gerçeklerini göremeyenlerin, gaflet uykusundan uyanacaklarını umuyorum. Böylece Ülkemizin afakını saran kara bulutlar yakında dağılacak, ortalık aydınlanacaktır.
Hiç şüphe etmiyorum; Zafer bu ülküye inananlarındır. 
Bu duygu ve düşüncelerle, Ulusumuzun “Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı”nı içtenlikle kutluyorum. Cumhuriyetimizin Kurucusu Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları başta olmak üzere tüm kahramanlarımızı, aziz şehit ve gazilerimizi rahmetle, şükranla, minnetle anıyorum. 
Geleceğimizin mimarı olacak Türk gençlerine, yüce Atatürk’ün gösterdiği büyük hedeflere ulaşmada üstün başarılar temenni ediyorum. 
Hepinize sevgi ve saygılar sunuyorum.
Sağlıcakla Kalınız.
Aydın; 19 Mayıs 2017
Nizamettin SARIBAŞ
İnşaat Yüksek Mühendisi



Bu yazı 623 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
117 Okunma
110 Okunma
102 Okunma
98 Okunma
91 Okunma
83 Okunma
83 Okunma
79 Okunma
79 Okunma
70 Okunma
117 Okunma
110 Okunma
102 Okunma
98 Okunma
91 Okunma
83 Okunma
83 Okunma
79 Okunma
79 Okunma
70 Okunma
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
  • YAZARLAR
FOTO GALERİ
  • Atatürk
    Atatürk
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
  • GAZİANTEP'TE YOLCU MİNÜBÜSÜ DEVRİLDİ:2'Sİ AĞIR 7 YARALI
    GAZİANTEP'TE YOLCU MİNÜBÜSÜ DEVRİLDİ:2'Sİ AĞIR 7 YARALI
  • EFE HER YERDE EFE
    EFE HER YERDE EFE
  • TEK ADAM DİKTASINI VE EGEMENLİĞİN MİLLETTEN ALINIP SARAYA VERİLMEK İSTENDİĞİNİ BIKMADAN ANLATACAĞIZ.
    resim yok
  • HALUK ALICIK, GAZETECİLERİN SORULARINI YANITLADI
    resim yok
  • İstanbul'da son 4 yılın en fazla uyuşturucu hapı ele geçirildi!
    resim yok
  • BAŞKAN ÖZAKCAN'IN KAYINVALİDESİ SON YOLCULUĞUNA UĞURLANDI.
    resim yok
VİDEO GALERİ
YUKARI